anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

91110

analog hüzünbaz

sayısal dünyanın bir ve sıfırdan oluşan sıradanlığının yanında maddenin getirdiği gerçekliği sundu bana analog. o kadar gerçek ki ıslanabiliyor, yanabiliyor, kirlenebiliyor. sevmediğin bir fotoğraf filmini bir anlık sinirle parçalara bölüp pişman olunca geri getirebileceğin bir geri dönüşüm kutusu yok. bardağını devirip en sevdiğin filmlerden birini mahvedince dökülen şaraba kızamıyorsun. hataların ve eksiklerinle yaşamayı öğreniyorsun. belki o hard disklerde yedekleyip sakladığın şeyler de gerçek ama şarap kadar değil, ya da o şarap lekesi kadar...

üç yıl önce bugün böyleymiş.

25701

2001 yılındayız. aylardan temmuz. handan ablam ve nurdan ablam ayrancı'da, hoşdere üzerinde bir evde kalıyorlar. evin salonunun kocaman pencereleri ve pencerelerinin hemen arkasında epey geniş, fakat bir o kadar bakımsız bir balkonu var. evi güzelleştirmek istiyor ablam. bir hafta sonu üç kardeş birlikte ulus'a gidiyoruz. adını şimdi bile bilmediğim sokaklarda yürüyüp bir sürü dükkana giriyor, perde dikmek için rengarenk tüller, kumaşlar alıyoruz. ardından kocaman bir iş hanına gidiyoruz. şimdilerdeki yapı market sevgime sebep olan nalburlar var içinde. elektrikli testere, korniş, vida, çekiç, branda, vernik... her dükkanda çeşit çeşit eşya var.

nemden kabarmış, pul pul dökülen mutfak dolaplarını yenilemek için yapışkanlı kaplama kağıdı arıyoruz dükkan dükkan. ablamın ne kadar para harcadığından habersizim. ev yenilemenin ne kadar masraflı olabileceğinin farkında olmadan, küçük bir sanat projesi hazırlıyormuş gibi kurcalıyorum bütün kağıtları. en doğru deseni bulmak için bir nalburdan çıkıp diğerine giriyorum. on iki yaşında olmamın diğer insanlar tarafından ciddiye alınmamam için bir sebep olduğunun farkında değilim pek. yetişkin gibi konuşuyorum dükkan sahipleriyle. kırmızı beyaz, kareli, klasik bir mutfak masası örtüsü desenine takılıp kalıyorum. bütün o güllü dallı, pembeli morlu karmaşanın içinden tam istediğim şeyi bulabildiğim için mutluyum.

gereken her şeyi satın almak bir günümüzü harcıyor. çok yorgun olmamıza rağmen aynı akşam eve dönüp dolapları kaplamaya girişiyoruz nurdan ablamla. başlarda pek keyifliyiz. müthiş bir özenle kaplıyoruz dolapları. tek bir hava kabarcığı bile bırakmamaya çalışıyoruz. saatler geçip yorgunluğumuz arttıkça gösterdiğimiz özen de azalıyor. yaptığımız en kötü şakalara bile gülüyoruz yorgunluktan.

biz mutfak dolaplarını kaplarken handan ablam balkonu temizliyor. minderler yerleştiriyor. her şey bitince balkona atıyoruz kendimizi. hava kararıyor. yaz akşamlarına özgü o tatlı serinlik başlayınca birbirimize sokuluyoruz. handan ablam bize kitap okurken kafamı ablamın bacağına koyup uzanıyorum.

mutluyum.

uyuyakalıyorum.