analog hüzünbaz
sayısal dünyanın bir ve sıfırdan oluşan sıradanlığının yanında maddenin getirdiği gerçekliği sundu bana analog. o kadar gerçek ki ıslanabiliyor, yanabiliyor, kirlenebiliyor. sevmediğin bir fotoğraf filmini bir anlık sinirle parçalara bölüp pişman olunca geri getirebileceğin bir geri dönüşüm kutusu yok. bardağını devirip en sevdiğin filmlerden birini mahvedince dökülen şaraba kızamıyorsun. hataların ve eksiklerinle yaşamayı öğreniyorsun. belki o hard disklerde yedekleyip sakladığın şeyler de gerçek ama şarap kadar değil, ya da o şarap lekesi kadar...
üç yıl önce bugün böyleymiş.
kasım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kasım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
121013
bulmak zor oluyor diye iki hafta önceden bilet aldığımız hayvan çiftliği oyununa gidemedik. bilet bulamadığı halde bir umut belki yer buluruz diye irfan şahinbaş sahnesine giden iki kişiyi mutlu etmişizdir belki diye teselli ediyorum kendimi. önümüzdeki hafta ben de aynı umuda sarılarak kapı önünde bekleyeceğim nasıl olsa.
111013
ankara devlet tiyatrosunun teneke oyununu izlemeye gittik bugün tunç'la. gittik gitmesine de bu aralar öyle dalgınım ki evde bilgisayarın başında doktora programlarını araştırırken tunç "oyuna gitmeyecek miydik?" diye sormasa oyunu kaçırdığımızı bir hafta boyunca fark edemeyecek haldeydim. geç kalacağımızı fark edince otobüs taksi falan derken akşam trafiğini bir şekilde attık, fakat beş dakika kala nefes nefese oyuna girmeye çalışırken fark ettik yanlış yerde olduğumuzu. büyük tiyatro ile küçük tiyatro arasını nasıl koştuk hiç hatırlamıyorum. o hep çıkçıkladığınız insanlara dönüşmüş olmanın utancıyla montlarımızı bile çıkaramadan oturduk bize gösterilen yerlere. sonrası mı? biraz gözyaşı, okuma listesine eklenen bir kitap, anneyle gidilecek güzel bir oyun...
291112
ankara'da ikamet eden insanların da en az ankara'da ikamet etmeyen insanlar kadar yurtlarda kalabilme hakkı olmalı. o kadar insan yurtlara yerleşebilmek için ikinci dönemi beklemek zorunda bırakılmamalı.
281112
aynı anda okumaya çalıştığım kitap sayısı sonsuza giderken, bitirebildiğim kitap sayısı sıfıra yakınsıyordu.
211112
ağzımıza gözümüze giren reklam panoları, reklam panolarını süsleyen politikacı suratları, radyo ve televizyonda dakika başı çıkan reklam müzikleri, her sayfasına reklam iliştirilmiş dergiler-gazeteler, distopik bir dünyaya ait gibi duran buraya bakarlar afişleri yetmiyormuş gibi artık otobüsleri ve metro trenlerini de reklamlarla giydirmeye başladılar. kafamı otobüs camına yaslayıp dışarıyı izleyerek düşüncelere dalıp gitmek bile bir lüks haline geldi artık.
191112
ATATÜRK ÇOK TATLI
berit yarın avusturya'ya gidecek.
yarın avusturya'ya gidecek berit.
gidecek berit avusturya'ya.
avusturya'ya.
berit.
bugün saçımı kestirdim.
saçımı kestirdim bugün.
kestirdim saçımı.
saç.
ımı.
berbat bir şiir bu.
bu şiir bir berbat.
bir berbat şiir işte.
şiir.
berbat.
berit yarın avusturya'ya gidecek.
yarın avusturya'ya gidecek berit.
gidecek berit avusturya'ya.
avusturya'ya.
berit.
bugün saçımı kestirdim.
saçımı kestirdim bugün.
kestirdim saçımı.
saç.
ımı.
berbat bir şiir bu.
bu şiir bir berbat.
bir berbat şiir işte.
şiir.
berbat.
161112
kucağımda kedi uyurken parlar heykeline kitap okudum bugün. sonra da gidip aft'ta dia gösterisi yaptım.
151112
zafer'le iddiaya girdim. 5 ocak'a kadar kredi kartı borcumu bitirebilmiş olursam bana çincide yemek ısmarlayacak. bence ben bu gazla yemek yemeyi bile bırakırım.
sinan'la da iddiaya girdik. sebebini anlayamadığım bir şekilde okulu zamanında bitirebileceğine inanıyor olduğu için dört yıl sonra bana ıstakoz ısmarlayacak. ben de alerjim sebebiyle patlayarak öleceğim.
sinan'la da iddiaya girdik. sebebini anlayamadığım bir şekilde okulu zamanında bitirebileceğine inanıyor olduğu için dört yıl sonra bana ıstakoz ısmarlayacak. ben de alerjim sebebiyle patlayarak öleceğim.
121112
canım temmuzdan beri suşi çekiyor ve bu konuda herhangi bir şey yapmaya niyetim yok. nasıl bir cansa artık.
o zevkler - colette
onu aramıyordum, çünkü rastgele tanıdığımız o insanlara atfettiğimiz gizemin yokolmasından korkuyordum.
*
bu çocuğa gönülden bağlıyım. ama gönül dediğiniz de nedir ki madam? sanıldığından daha az değerlidir. pek uysaldır, her şeyi kabullenir. elde ne varsa onunla donatabilirsiniz, hiç de zor değildir... vücut, ona gelince... hah!... o başka işte! hani ne derler boğazına düşkündür, ne istediğini bilir. kalbe gelince, o seçmez. sonunda hep sever insan. ben bunun canlı deliliyim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





