kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

türkiye’nin ağaçları ve çalıları - necati güvenç mamıkoğlu

bir gün yeğenlerimden biri dört yaşındaki kızının ağaçları tanımadığını, onun elma ağacını çınar'dan ayırabilmesi için küçük bir albüm hazırlamamın mümkün olup olmadığını sordu ve eğer bunu yapabilirsem, hem kendisinin hem de kızının çok mutlu olacağını belirtti. çocukluğu ağaçlar içinde geçmiş, bazı oyunlarını ağaçlar üzerinde oynamış ve ileriki yıllarda da ağaçlı ortamlardan hiç kopmamış biri olarak bu fikri çok benimsedim ve çekimlerimi yalnızca ağaçlar üstünde yoğunlaştırdım. cerene ağaçları tanıtmak için önce kendim ağaçları daha iyi tanımalıydım. ağaçlar üzerine yazılmış evdeki bir iki kitabı daha dikkatle inceledikten sonra edindiğim bilgilerin yeterli olmadığını ve bu konuda daha da sistemi bir tanımaya gereksinim olduğunu düşündüm. bu amaçla 8-10 yıl önce bahçesini gezdiğim istanbul fen fakültesi biyoloji bölümü, botanik kürsüsü'ne gittim.
*
bu kitaba bir göz atan ya da ayrıntılı inceleyen birinin yolu bir gün marmaris fethiye arasına düşer de, yol kenarındaki günlük ağaçlarını "ağaç" değil de "anadolu sığlası" olarak görürse başladığım işi başardım demektir.

kürk mantolu madonna - sabahattin ali

içinde hakikaten sevmek kabiliyeti olan bir insan hiçbir zaman bu sevgiyi bir kişiye inhisar ettiremez ve kimseden de böyle yapmasını bekleyemez. ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir.
*
göreceksiniz ya, ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım. hakiki hayatım benim için can sıkıcı bir rüyadan başka bir şey değildir.
*
insanlar birbirinin maddi yardımlarına ve paralarına değil, sevgilerine ve alakalarına muhtaçtılar. bu olmadıktan sonra, aile sahibi olmanın hakiki ismi, birtakım yabancılar beslemektir.
*
onların alıştıkları yerlerden sökülerek buraya getirildiğini ve böyle suni tedbirler, ihtimamlarla yaşatılmaya çalışıldığını gördükçe biraz da hallerine acırım. biliyor musunuz, berlin'de senenin ancak yüz gününde hava açık ve güneşli, iki yüz altmış beş gününde kapalıdır. limonlukların projektörleri ve suni güneşleri bu ağaçların ışığa ve sıcağa alışmış yapraklarını doyurabilir mi? buna rağmen yaşıyorlar, kurumuyorlar... ama buna yaşamak denir mi? canlı bir mevcudu kendisine uygun olan iklimden ayırarak, birkaç meraklının keyfi için bu berbat şartlara tabi etmek bir nevi işkence değil midir?

unnatural creatures - neil gaiman

i liked real animals. but I liked the animals who existed in a more shadowy way even more than i liked the ones who hopped or slithered or wandered into my real life, because they were impossible, because they might or might not exist, because simply thinking about them made the world a more magical place.
*
i knew how to visit the creatures who would never be sighted in the zoos or the museum or the woods. they were waiting for me in books and in stories, after all, hiding inside the twenty-six characters and a handful of punctuation marks. these letters and words, when placed in the right order, would conjure all manner of exotic beasts and people from the shadows, would reveal the motives and minds of insects and of cats. they were spells, spelled with words to make worlds, waiting for me, in the pages of books.
*
where there is a monster, the wise american poet ogden nash told us, there is a miracle.

o zevkler - colette

onu aramıyordum, çünkü rastgele tanıdığımız o insanlara atfettiğimiz gizemin yokolmasından korkuyordum.
*
bu çocuğa gönülden bağlıyım. ama gönül dediğiniz de nedir ki madam? sanıldığından daha az değerlidir. pek uysaldır, her şeyi kabullenir. elde ne varsa onunla donatabilirsiniz, hiç de zor değildir... vücut, ona gelince... hah!... o başka işte! hani ne derler boğazına düşkündür, ne istediğini bilir. kalbe gelince, o seçmez. sonunda hep sever insan. ben bunun canlı deliliyim.

pis moruğun notları - charles bukowski

"bilmiyorum," dedim, "ama bildiğim bir şey varsa o da bir ada­mın kanatlarını kesmenin hayalarını kesmekten farksız olduğu.