8912

bugün odaya gittiğimde masada uyuyan sinan'ı ve uykusuz gözlerle etrafa bakınan abdullah'la deniz'i görünce yarım saat sonra gireceğim inkılap tarihi sınavına dair en ufak bir endişem kalmadı. birlikte çatı'da kahvaltı yapıp muhabbet ettik. sinan nihayet ingilizceyi sökmüş. navigasyon cihazı tadı veren ingilizcesi farklı bir boyut katmış olsa da her zamanki sinan'dı işte. abdullah yokluğumuzda ankarada epey sıkılmış. deniz yeni kindle'ını gurps kitaplarıyla doldurmuş. şöyle bir kurcaladım da fena değil. alsam nasıl olur diye düşünmeden edemedim. sınavdan sonraysa baraka'nın yanında güneşlenip kitap okuduk. kampüs etrafta az insan olunca bir başka oluyor.